Türkmen adi ilim
dünyasinda
Türkmen adının ne şekilde
teşekkül ettiği hususu ilim dünyasını uzun süre meşgul
etmiştir. Yapılan çalışmalarda bu adın daha çok
etimolojisi üzerinde durulmuş, tarih içinde sahip olduğu manaya ise
pek az değinilmiştir. İ. Kafesoğlu bu adın siyasî bir
kavram olarak Karluklar tarafından ikame edilmiş olabileceğini
öne sürmüş, F. Sümer ise Türkmen adının Anadoluda
konar-göçerlikle eş anlamlı olarak kullanıldığına
dikkat çekmişti.
II.
Kaşgarlı Mahmud, Türkmen adını
Oğuz ve Karluk adlarıyla birlikte anmaktadır. Ancak, onun Karluk
ile Türkmen annılığından bahsederken belli bir ifade
tutarlılığının olmaması meselenin izah
edilmesinde karşımıza önemli bir müşkilat
çıkarmaktadır.
Kaşgarlı Mahmudun Karluklar Türkmenlerden bir
bölüktür , Bunlar [Karluklar] Türkmenlerden bir boydur şeklindeki
ifadelerine bakılacak olursa , Türkmen adının Karlukları da
içine alan siyasî bir terim olduğu ve boylarbirliği/bodun
anlamına geldiği düşünülebilir. Nitekim, bu hususta İ.
Kafesoğlu da Türkmen adının Göktürk terimi gibi siyasî bir
isimlendirme olabileceğini (ancak bu isimlendirmenin Karluklar
tarafından yapıldığını) ileri sürmektedir. Fakat,
kaynaklarda ne Kaşgarlının ifadelerini ne de Kafesoğlunun
görüşünü destekleyecek bir kayıt bulunmaktadır. Öte yandan,
Divandaki Karluk göçebe Türklerden bir bölüğün adıdır.
Oğuzlardan ayrıdır. Oğuzlar gibi Türkmendirler ifadesi ise
konuya bir başka açıdan bakmamızı zaruri
kılmaktadır. Bu cümlede dikkati çeken birinci nokta Karlukların
göçebe Türkler arasında sayılmasıdır. Oysa, X. yüzyıl
coğrafya eserlerinden Hududül-Alemde Karlukların ziraat ve
hayvancılık ile uğraştıkları belirtildikten sonra
onların onbeş tane de şehrinden bahsedilir. Acaba, burada
kasdedilen Karluklardan konar-göçerliği devam ettirenler midir? Türkmen
adının yer yer konar-göçer Oğuzlar için de
kullanıldığına bakılırsa bu ihtimali göz önünden
uzak tutmamak gerekir. Kaşgarlının Karlukları,
Oğuzlardan ayrı sayması ise ilk önce lehçe bakımından
bir ayrılığı ifade ettiği ortadadır. Destana göre
Oğuz Kağanın isim verdiği Türk kabilelerinden biri de
Karluklardır. Ancak, Karluklar ananevî Oğuz boyları içinde yer
almazlar. Kaşgarlı Mahmudun Karlukları Oğuzlardan
saymamasında bu destanın etkili olduğu savunulabilir. Nitekim,
Ebul-gazide onlar Oğuz Kağanın sofrasinda yer almazlar
çadırın dışıında beklerler diyerek
karlukları Oğuzlardan saymaz
Oğuzlar gibi Türkmendirler ifadesine gelince: bu
husus Türkmen adının etnik form veya kavmi teşekkülü ifade etmek
amacıyla kullanılmaktan ziyade yukarıda belirtildiği gibi
siyasî bir terim veya konar-göçerliği ifade eden bir kavram olarak
kullanılmış olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
Divanu Lügatit-Türkte geçen Karluklu Türkmenlerve
Karluk Türkmenleri ifadeleri de izaha muhtaçtır. Burada Karlukların
hakimiyet sahası içinde yaşayan Türkmen topluluklarının
kastedilmiş olması icab eder. Kaşgarlının
bildirdiğine göre bunlar, diğer kardeşlerinden ağız
farkı ile ayrılıyorlar ve b sesini p şekilnde
söylüyorlardı. İslam Coğrafyacısı Makdisi,
İsficab yakınlarındaki Ordu şehrinin sakinlerinin
Türkmenler olduğunu, bunların İsficab hakimine ( yani
Karluklara) hediyeler (vergi) gönderiğini haber vermektedir. Divanda
geçen Karluklu Türkmenler veya Karluk Türkmenleri Makdisinin bahsettiği
Ordu şehrinin sakinleri olmalıdır. Bununla birlikte, eğer
Türkmen adı bir zamanlar Karlukları da içine alan (veya
Karlukların ikame ettikleri) siyasî bir terim ise Karlukların
hakimiyet sahasında bulunan küçük Türkmen toıpluluğunun Karluklara
vergi vermesini anlamak güç olacaktır.
III.
Oğuzların, Türkmen diye
adlandırılmaları hususunda bir şüphe bulunmamaktadır.
Ancak, Oğuzlar bu adı ne suretle almışlardır?
Türkmen adının daha VIII. yüzyılda
görüldüğüne bakılırsa bunların On-Ok kabilelerinden birinin
bakiyesi olması ihtimalini göz önüne almak gerekir. Aslında, Türkmen
adının içinde yer alan Türk kelimesi ile Türk ve İslam
tarihçilerinin benimsediği Türke benzer ve İmanlı Türk
izahları arasındaki ortak Türk isimlendirmesi de dikkati
çekmektedir. Türk adının Göktürk Devletini kuran asıl boyun
adı olduğu ve giderek siyasî bir kavram haline gelip Göktürk
bayrağı altında toplanan bütün Türk boylarının ortak
adı olduğu bilinmektedir. Ancak, Türk üst kimliğinin benimsendiği
dönemlerde bile boy asabiyesinin güçlü oluşu yüzünden, Türk
boylarının hepsi kendi boy adlarını da devam
ettirmişlerdir. Çin kaynağında geçen ve Türkmen diye
isimlendirilen Tö-kö-möngler de böyle olmalıdır. Oğuzlar,
Tö-kö-mönglerin bulunduğu sahaya hakim olduktan sonra Oğuzlar ile
Tö-kö-möngler (yani Türkmenler) birlikte anılmaya başlamış
olması imkan dahilindedir. Çünkü, Türkmenler bir kabileden müteşekkil
olsalar idi Oğuz ananesinde Karluk, Halaç ve Kanglılar gibi yerlerini
alırlardı. Oysa , Türkmen adı
doğrudan Oğuzların adı olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Kaşgarlı Mahmud Türkmen adını
doğrudan Oğuzlara tahsis etmekte ve onların Türkmen
adını ne suretle aldıkları hususunda da bir hikaye
anlatmaktadır. Buna göre, Zülkarneyn doğu seferi sırasında
Türk ülkesine gelmiş, kaçışan halktan geriye 22 kişi
kalmış, Zülkarneyn de bunlara Türke benzer manasında
Türk-manend demiştir. Kaşgarlı bu 22 boyun adlarını
da saymaktadır. Divanda Türkmen maddesi izah edilirken bunlar
Oğuzlardır şeklinde açık bir ifade bulunmaktadır.
Oğuzların Türkmen adını
almalarına dair ilginç görüşlerden biri de el-Biruninin el-Cemahir
fi Marifetil-Cevahir eserinde yer almaktadır. El-Biruniye göre
Oğuz Türklerinden Müslüman olup müslümanlar arasına katılanlar
iki taraf arasında tercüman olurlardı. O kadar ki bir Oğuz
Müslüman olunca Türkmen oldu derlerdi. Bunlar Türk olmalarına
rağmen müslümanlar tarafından Türkmen yani Türke benzeyen
denildi. el-Biruninin verdiği bu bilgilerin en kıymetli tarafı
şüphesiz , İslamiyete giren Oğuz zümrelerine Müslüman
komşuları tarafından Türkmen adının verilmesidir.
Acaba Türkmenler İslamiyete giren Türk zümrelerinin öncüleri olduğu
için mi böyle bir isimlendirme yoluna gidilmiştir? Yoksa bu
yakıştırma Oğuzların ( yani Türkmenlerin) İslam
dünyasında etkilerinin artmasından sonra, onların siyasî
kudretine manevi bir boyut kazandırmak amaciyla oluşturulmuş bir
halk iştikakı mıdır?
Türkmen adının yükselişi
Oğuzların İslamiyete girmelerinin bir neticesi gibi görünüyorsa
da aslında burada Selçuklu Devletinin İslam dünyasında
oynadığı rol gözden kaçırılmaktadır. Bu cümleden
olarak Türkmen adının yükselişi doğrudan Selçuklu tarihi
ile ilgilidir ve Türkmenlerin İslam tarihçilerinin eserlerinde yer
işgal etmeye başlamaları da buradan kaynaklanmaktadır.
IV.
Türkmenler, Anadoluyu baştan başa doldurduktan
sonra tedricen yerleşik hyata geçmeye başladılar.
Konar-göçerliği terk edip, köyler kurarak veya şehirlere
yerleşerek ziraat, ticaret gibi daha çok yerleşlik unsurların
mesleklerini icra edenler Türk diye isimlendirilmiştir. Buna mukabil,
konar-göçer gelenekleri devam ettirenler ise Yörük veya Türkmen adıyla
anılmışlardır.
Böyle bir değişim Osmanlı tarih
yazıcılığında da görülür. Ananeye göre
, Osmanlıların ataları konar-göçer Türkmenlerdir.
Osmanlılar, Oğuzların Kayı boyuna mensupturlar. Hanedanın
şeceresi Oğuz Kağana dayanır. Bunlar, Moğol
istilası sırasında Anadoluya gelmişler ve uca
yerleşerek beyliklerini kurmuşlardır. Osmanlı beyliği
aşiret aristokrasisi temeline dayanır..
Ancak kısa zamanda konar-göçerlikten yerleşikliğe geçiş
süreci başlar.. Aşiret gelenekleri yerini
yavaş yavaş yerleşik devlet düzenine bırakır. Bundan
sonra Osmanlılar Türk, Osmanlı ordusu da Türk ordusu diye
isimlendirilir. Osmanlı kaynaklarında Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safevî
Devletleri ile Anadolu beylikleri Türkmen devletleri olarak isimlendirilir.
Bu husus, adı geçen devletlerin aşiret aristokrasisine ve Türkmen
geleneklerine dayanan devlet yapılanması içinde olduklarından
kaynaklanıyor olabilir. Osmanlı kaynaklarında Türkmen
adının sıklaşması, Osmanlı Devletinin Anadoluya
( Beylıklerin, Akkoyunlu ve Karakoyunlu
devletlerinin topraklarına) hakim olması ile başlar.
Osmanlı Devletinde konar göçerler bulundukları
coğrafyalara göre Yörük veya Türkmen diye isimlendirilir. Yörük
adı Anadoluda oluşmuş bir terimdir. Bu adın yürü-mek
masdarından türetildiği ve yürüyen sefere koşan çadır
halkı anlamına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir.
Osmanlı kanunnamelerinde Yörük, toprağı olmayan yani bir yerde
durmayan konar-göçer olarak tanımlanmıştır.
Anlaşıldığına göre Yörük tanımlaması daha
çok Kızılırmak yayının batısından
İçeli de içine alacak şekilde çekilecek çizginin batısında
kalan bölgeler ile Rumeli topraklarında bulunan konar-göçerler için
yapılmaktadır. Bununla birlikte, Kızılırmak
yayının doğusunda kalan ve Türkmen diye isimlendirilen konar
göçerler için de bazen Yörük, bazen de Yörük Türkmenleri şeklinde
isimlendirildikleri görülür. Bu cümleden olarak Osmanlı resmî
vesikalarında Dulkadirli Türkmenler için Yörükan-ı Maraş,
Halep Türkmenleri için Yörükan-ı Halep, Bozok bölgesinde bulunan
Türkmenler için ise Yörükan-ı Bozok gibi vasıflandırmalara
sıklıkla rastlanmaktadır. Bu husus, Yörük-Türkmen
isimlendirmelerinde etnik amillerin değil, yaşama tarzının
yani konar-göçerliğin ifade edildiğini göstermektedir. Türk adı
ise yerleşik hayatın temsilcisi durumundadır. Bundan
dolayı, Türkmen veya Yörükün konar göçerliği terk etmesi halinde
yaşama biçimine bağlı olarak iktisadî kaynakları ve vergi
düzeni de değiştiğinden, konar-göçerin yerleşik hayata geçmesi
halinde yörüklükten çıktıveya Türkmenlikten çıktı diye
tanımlanıyordu.
Netice olarak, Türkmenler hakkında haberler veren
kaynaklara nazaran Türkmen adının ilk olarak hangi anlama
geldiği hususu pek açık olmamakla birlikte zaman içinde konar-göçerlikle
eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir.
Dr. Tufan GÜNDÜZ